3 Haziran 2017 Cumartesi

ROLAND-GARROS'DA İLK TURLARIN BEKLENTİLERİ KARMAŞASI VE SÜRPRİZLERİ | Bedri Baykam | 02.06.2017


Ben bu satırları yazarken, 2. turda Çağla'yı yenen Amerikalı tenisçi Shelby Rogers karşısında, Fransızların büyük umudu Mladenovic son sette durumu 2-5’ten 5-5’e getiriyordu. 
Roland Garros'ta son hafta, büyük testilerin çarpışmasıdır. Halbuki birinci hafta her dış sahada, en cazip maçların kıran kırana oynandığı cenk alanlarının dönemidir. Ne seyirciler, ne de gazeteciler her sahada oluşan kritik sonuç durumlarına yetişemezler. Şu anda nefes nefeseyim ve Suzanne Lenglen kortuna koşar adımlarla gidip maçın son anlarına yetiştim. Mladenovic seyirci yardımıyla 5-6 mağlup ve maçta kalmaya çalışıyor. Nefis bir forehand kruaze ile kalmayı başarıyor da... Son set tie break yok, gittiği yere kadar... Fransız seyircisi, kendi ülkesinin tenisçilerini futbol maçında olduğu gibi "teşvik" ediyor... Rakip hata yaptığında deli gibi bağırmalar ve alkışlamalar işin doğal akışı oluyor burada. Şimdi Mladenovic 7/6 öne geçerken stad yıkılıyor ve Mladenovic neredeyse onlara biraz da amigoluk yapıyor! Aklıma İstanbul’da Tenis Eskrim Dağcılık kulübü -Dalan'ın hışmına uğrayıp yıkılmadan- İstanbul "Beynelmilel" (Uluslararası) turnuasındaki klas seyirci geliyor. Devir başka bir devir. Herkes şık spor giyimliydi ve kimse hatalarda bağırıp çağırmazdı. Tüm seyirciler tarafsızlık ve asalet kanıtlama peşindeydi. Tenisçiler istisnasız, kuğu gibi bembeyaz giyinirlerdi. Zaten o da bir mecburiyetti. 1973-74 civarı geldi renkli giysilere kısmi izin. O günleri özlememek imkansız. 
Çift kadınlarda İpek Soylu da rakibi Kalathlikova ile 1. turda 3 sette yenildikten sonra takip edecek Türk tenisçi kalmadı.
Şimdi tekrar santrkorta geldim. Sabah buradaki maçta turnuayı 10. kere almaya çalışan Nadal, Gürcü tenisçi Basilashvili karşısında neredeyse tek puan kaybetmemeye yeminliymiş gibi oynadı maçı. Zavallı Basilashvili Kral'ın hışmından sıyrılıp bari tek oyun alsın diye seyirci bile akla karayı seçti. 6/0, 6/1, 6/0’la biten maç, bir saati çok az geçti. Nadal her şey normal giderse, çeyrek finalde Raonic-Dimitrov galibiyle oynayacak -ki o maçta büyük bir kapışma olabilir.
Ama ben bunu diyorsam da, yine de siz pek inanmayın çünkü girişte de size hatırlattığım gibi, burada her an herkes seri başı tenisçileri yenebilir. 
Dün 1 numaralı seri başı Murray, Slovak Martin Klizan'a ilk seti 7/6 verse de, seyircilerin büyük desteğini de arkasına alan genç rakibini daha sonraki 3 sette 6/2, 6/2, 7/6 geçerek 3. tura çıktı. Yani o maç başının verdiği “heyecanlı dakikalar” sözü gerçekleşemedi. Şu anda da yine santrkortta, 2 numaralı seri başı Djokovic'i izliyorum. Arjantinli rakibi Diego Schwartzman'ın ilk seti 5. set topunda 7/5 kapamayı başardı. Büyük turnualarda, seyirci daima "underdog"dan yana olur. Yani favori olmayan, arkadan gelen, sürprizden yanadır herkes. 2. sette durum 3/3 ve ben dün Murray'in diğer setleri hızla bitirip kazanmasından sonra aynı senaryoyu görmek istemiyorum. 5. sette durum 6/6 olsun da biraz nefesler tutulsun, büyük favori en azından pabucun çok pahalı olduğunu görsün!
Şu ana kadar turnuada tek erkeklerde 9 seri başı elenip gitti. Bunlar, Verdasco'ya elenen 9 nolu seri başı , son 1-2 yılın taşıdığı büyük yeni yıldız umudu Alman pasaportlu Alexander Zverev; Rus Khachanov'a  yenilen 13 numaralı seri başı Çek Berdych; Çek Vezsely'ye 3 sette yenilen 14 nolu seri başı ABD'li Jack Sock; Güney Afrikalı Kevin Anderson'a 4 sette yenilen 18 nolu seri başı, Avustralyalı Nick Kyrgios, Arjantinli Zeballos'a 3 sette yenilen ace-servis makinası 23 nolu seri başı Hırvat Ivo Karlovic; Koreli Chung'a 4 sette yenilen 27 nolu seri başı ABD'li Sam Querrey; demin Nadal'ın sahada yok ettiği Gürcü Basilashvili'ye yenilen 31 nolu seri başı Fansız Gilles Simon; İtalyan Napolitano'nun 4 sette turnua dışı bıraktığı Alexander'in ağabeysi Micha Zverev;
Bir isim daha var, o da ilk turda Arjantinli Olivo'ya kaybeden Fransızların ağır topu Tsonga. Santrkortta herkesi şaşırtan, yıkıcı bir buldozer ritmiyle maçın ilk iki setini 7/5, 6/4 alan Olivo, daha sonra bir tie break kaybetmiş, ardından maç 4. sette 5/4 kendisi ilerideyken hava kararması nedeniyle maç tehir edilmişti. Ertesi gün o seti ve maçı alma ihtimali büyük görülen Tsonga, sahaya çıkar çıkmaz servisini verip sahadan mağlup ayrıldı. Ama bu dev sürpriz olarak görülen galibiyet, Olivo'ya pek şans getirmedi. 2. turda Büyük Britanyalı Edmund'a 3 kolay sette elenerek gitti. 
Biz bu hatırlamaları yaparken, Djokovic aynen Murray'in yaptığı gibi 2. seti 6/3 aldı ve 3. sette Schwartzman şimdilik 3/2 ileride. Dua ediyorum ki bari bu maç uzasın. 

Gelelim turnuanın tek kadınlar maçlarına.. Burada durum daha da acımasız.
Önce bir numaralı seri başı Alman Angelique Kerber'den başlayalım: İlk turda Rus Ekaterina Makarova'ya 6/2, 6/2 yenilip elendi Kerber. Ama bu galibiyet, aynen Tsonga örneğinde olduğu gibi, uğur getirmedi Makarova'ya. Hemen ertesi maçta Ukraynalı Tsurenko'ya aynı skorla 6/2, 6/2 yenildi. Kerber dışında tam 13 kadın seri başı da ilk iki turda saf dışı kaldı! 
Tunuslu Jabeur'e 2 küçük sette yenilen 6 nolu seri başı Slovak Cibulkova; Taipei'li Hsieh'e 3 sette yenilen Büyük Britanyalı 7 numaralı seri başı Konta, Hırvat Martic'e yenilen 12 numaralı seri başı ABD'li Madison Keys, Amerikalı Mattek-Sands'a 7/6, 7/5 yenilen 15 numaralı seri başı Çek Kvitova; Paraguaylı Cepede-Royg'a 3 sette yenilen 16 nolu seri başı Rus Pavylyuchenkova; ABD'li Bellis'e 2 sette yenilen 18 nolu seri başı Hollandalı Bertens; Slovak Rybarikova'ya 2 sette yenilen 19 nolu seri başı ABD'li Vandeweghe; Fransız Cornet'e 2 sette yenilen 20 nolu seri başı Çek Strycova; Çağla Büyükakçay'a 6/3, 6/3 yenilen 22 nolu seri başı Hırvat Lucic-Baroni, Belçikalı Mertens'e 3 sette yenilen 24 nolu seri başı Avustralyalı Gavrilova, Alman Witthoeft'e 3 sette yenilen 25 nolu seri başı Davis, ve Polonyalı Linette'ye 2 sette yenilen 29 nolu seri başı Hırvat Konjuh! Yani erkekler ve kadınlarda toplam 64 seri başından, toplam 23'ü elenmiş, ki bu da çok ciddi bir yüzde. 1/3’ten daha çok.
Bu arada Djokovic maçı ben size turnuanın nabzını verirken bayağ heyecanlı iniş çıkışlarla devam ediyor: Schwartzman, maçın 3. setini 4/3’te rakibinin servisini alıp 6/3 kaptı. 4. seti ise Djokovic son oyunda yağmur devreye girip şemsiyeleri çıkartırken 6/1 süpürdü aldı. Şimdi yağmur bu son seti oynatacak mı, oynatmayacak mı, onu göreceğiz!
Şimdi maç başladı ve üstelik Djokovic, girer girmez Arjantinli'nin servisini kırdı. Maçı sonuçta benzer bir oyun oynayan iki tenisçi oynuyorlar. Novak'ın 1,88’ine karşın, 1,70 boyunda olan Diego'nun kısalığı dışında, çok benzer taraflar var. İkisi de sağ el, çift el backhand, ikisi de fazla fileye gelmeden toprakta geriden yaradana sığınarak vuruyorlar toplara, hatta vururken benzer ıkınıp sıkılma ve rahatlama sesleri çıkarıyorlar. İkisi de drop shot'ı sanki eşit oranda deniyorlar. Djokovic tabii daha agresif olan, Diego daha savunma oynamak durumunda kalan... Maçın acaipliklerinden biri, normalde seyirci yukarıda da belirttiğim gibi güçsüzden yana olsa da, bugün Novak taraftarları, onu turnuanın bu erken döneminde kaybetmeye katlanamıyorlar ve ortada Diego'dan çok, Novak taraftarı var... 2/1 Novak son sette ilerideyken nihayet "Diego'cular da devreye girip onlar da tezahürata başlıyorlar. Ama ortamın çiseleyen yağmura rağmen şenlenmesi için, Diego Schwartzman'ın maça tam olarak dönmesi lazım. Çünkü 3. seti hanesine yazdıktan, bir konsantrasyon kaybı yaşadığı kesin. Sanki kendini bazen tenisçilerin yaptığı gibi dinlenmeye almıştı. Ama hata sayısı arttığı için Djokovic, son iki sette işi kopartmaya başladı. Şimdi de Diego'nun üst üste fileye taktığı kolay backhandlerle, skor bir anda 4/1’e geliverdi son sette. Artık Diego ne vursa tutmuyor! Şans bir dönmeye görsün! Filede kalan kısa toplar, backhandler, auta çıkan forehandler... Ama son sette 6/1 Paris'in 2 numaralı favorinin lehine kapanırken, maçı 3 saat 19 dakikada 5/7, 6/3, 3/6, 6/1, 6/1 kazanan Djokovic, maçtan sonra bu sene hep yaptığı gibi halkı top toplayıcı çocuklarla beraber selamlıyor! Seyircilerin her iki tenisçiye ayakta büyük tezahürat yaptıkları maç, hiç olmazsa Paris'te günü kurtarıyor... Bana da tüm maçların sonunu beklemeden size bu yazıyı geçmek kalıyor! Zaman meselesi! Sonra gün biter!



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.