11 Haziran 2018 Pazartesi

NADAL SÜRPRİZ İMKANI TANIMADAN SİLDİ SÜPÜRDÜ | BEDRİ BAYKAM | 10.06.2018



Rafael Nadal, beklenildiği gibi Paris Roland Garros turnuasını 11. kere kazandı ve her zamanki güler yüzü ve centilmen mutluluğunu yansıtan havasıyla kupayı eski büyük şampiyon Avustralyalı Ken Rosewall’dan aldı. Avusturyalı rakibi Thiem ise, yine görmeye alışık olduğumuz tüm kaybedenlerin zarafetiyle rakibini tebrik ediyor ve acısını kendi içine görmüyordu. Burada maçın analizine girmeden önce hepimizi ilgilendiren esas olguyu vurgulamak istiyorum. Ben tenisten geliyorum. Bu sporun asaleti ve centilmenliğiyle büyüdüm. İşte bu nedenle üç büyüklerin yaptıkları maçlarda, stadyuma gelen rakibi neden yuhaladıklarını bilmiyorum ve anlamıyorum. Ben her defasında stadımıza gelen rakibi alkışlayarak karşılıyorum. İşte bu nedenle Ali Koç’un seçilirken verdiği dostluk, barış ve centilmenlik mesajlarının hayati önemi vardı. Şimdi buradan yola çıkarak Paris’e dönersek, o kupa töreninde büyük hayat dersleri vardı yine. Sanki konumuz oynanan bir tenis maçı değil, üç kişi arasında yaşanan bir centilmenlik yarışıydı. Sanki kim rakibini, kazananı veya kaybedeni, daha çok ve daha güzel sözlerle överse, o kazanacaktı! Eski büyük şampiyon Rosewall kasılacağına, “ İyi ki bugün sahada değildim” diyordu. Her iki oyuncu birbirlerini ve hocalarını, ailelerini övüyor ve onları yere göğe sığdıramıyordu. Thiem Nadal’ı, o da Thiem’i sözleriyle kucaklıyordu. Bu ortam tenisin çok büyük bir üstünlüğünün ifadesidir bu dünyada... Thiem, 2005’te Rafa ilk Paris finalini oynadığında, henüz 11 yaşında bir çocuk olarak maçı seyrettiğini ve bir gün onunla kendisinin de bir final oynama şansı yakalayabileceğine hiçbir şekilde ihtimal vermediğini söyledi. Nadal ise ona “Sen çok iyi bir insansın, ekibin de öyle” diye yanıt veriyordu. Kuşakların buluşması böyle güzel bir şey...

MAÇIN AKIŞI
İlk sete Nadal hızlı başladı ve yalnız tek puan vererek ilk iki oyunu aldı. Bunun ardından Thiem sert forehandlerle rakibinin servisini geri kırmayı başardı ve yine servisini de alarak durumu 2-2’ye getirdi. Nadal 3/2 ileride iken Thiem’in servisinde 13 dakika süren çok uzun ve çekişmeli bir oyun izledik. Nadal iki kere rakibinin servisini kırma puanı kaçırdı. Ardından her iki tenisçi de servislerini kazanarak 5/4’e kadar geldiler. Ancak o noktada Thiem, akıl almaz bir şekilde üst üste dört basit hata yaparak kendi servisi ile beraber seti neredeyse Nadal’a hediye etti.
İkinci sete servisini kazanarak giren Nadal, Thiem’in gösterdiği dirence rağmen 5. servis kırma puanında bunu başardı ve bu avantajını sonuna kadar koruyarak ikinci seti 6/3 ile kapadı.
Üçüncü setin giriş oyununda, Thiem 4 servisini kırdırma puanını aslanın ağzından kurtardı ve oyunu müthiş bir forehandle kapadı. İspanyol şampiyon, eşitliği sağladıktan sonra, Thiem tekrar 30/40 geriye düştü ve bu sefer bir kısa top ve ardından bir forehandle durumu kurtardı. Ancak “Rafa”nın sürekliliği, konsantrasyon ve hedefe kilitlenme ciddiyeti uzun süren bu oyunu Thiem’in kendi servisinde kaybetmesine neden oldu. Nadal bir sonraki oyunda, raketi tuttuğu sol elinin orta parmağında bir kramp yaşadı ve oyun birkaç dakika durdu. Fakat sağlık görevlisi kortu terk ettikten hemen sonra Nadal, “gözlerimi kaparım vazifemi yaparım” mantığıyla yoluna aynı hızla devam etti. Nadal kendi servisini alıp 4/2 öne geçtikten sonra Thiem’e karşı müthiş röturlarla onun servisini son defa kırdı ve 5/2 de maç için servis oyununu başlattı. 40 saniye sonra 40-0 ileri geçti ve eline üç maç topu geçti. O anda stadyumda fotoğrafçıların anlamaya çalıştıkları konu, acaba yine kendisini yere mi bırakacak yoksa havaya mı zıplayacak sorusuna yanıt aramaktı. Maçın neredeyse tamamı oyun çok kaliteli olmasına rağmen yoğun bir heyecan kasırgasına yaklaşmaktan uzaktı. Ama son bir nefeste, Thiem o maç toplarını kurtararak maça son bir heyecan taşıdı. 5. maç topunda, Thiem’in karşıladığı servis bir kaç santim dışarı çıkınca, Nadal’ın gözleri ışıldadı!


MUHTEŞEM PUANLAR
6/4, 6/3, 6/2 ile gelen 3-0’lık net ve kolay maç havası veren skora rağmen aslında maçtaki sayılar kıran kırana yaşandı. Jeneriklik bir çok puan vardı. Maç iki muhteşem forehandin yarışı şeklinde geçti. Acımasızca, toprağa gömülürcesine çakılan o düz vuruşlar, inanılmaz açılar, fizik olarak mükemmel derecede hızlı ayaklar, tenis severlere tam bir göz ziyafeti çekti. Thiem ise skora rağmen, yükselmekte olan gerçek bir şampiyon olduğunu herkese hissettirdi.

11. kez ulaştığı bu Paris mutlu sonunda, oynadığı 11 finalin dokuzunu orada canlı seyretmiş biri olarak, onun adına sevindim. Çalışkanlığı, mütevaziliği ve sevimliliği ile hep örnek bir sporcu olmayı başarmıştı. Avustralya Açık Turnuası’nı on bir kere kazanan büyük sporcu Margaret Court’un rekorunu egale etmişti ve artık kendisi ve Federer arasında yalnız üç Slam şampiyonluğu farkı kalmıştı: 20-17.
2018 Paris unutulmaz bir final veya turnua olmadı. Ama gerek oyun, gerek centilmenlik seviyesiyle, gerek yarınlara taşıdığı umutlarla tenisin yine her zamanki kadar canlı ve önü açık olduğunu gösterdi. Zverev, turnuanın büyük sürprizi İtalyan Cecchinato, uslanmaz ihtiyar Del Potro, her biri, bir sonraki durakta, Thiem ve Nadal ile Kral Federer’e karşı savaşa hazır olduklarının işaretini verdiler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.