20 Nisan 2016 Çarşamba

“RESMİ ÖPÜCÜK” VE DÜNYA SANAT GÜNÜ’NÜN VAHŞİ BATI SERÜVENLERİ | BEDRİ BAYKAM | 19.4.2016

MEKSİKA DEVLETİ ÖPÜŞMELERİ VE MÜZELERİ SEVİYOR!
Los Angeles’dan Mexico City’ye uçarken, Aero Mexico’nun hazırladığı güvenlik filmine dikkatimi çekti eşim Sibel: Önlerine düşecek olan oksijen maskesi ana konu olurken, çiftimiz maske öncesi ve sonrası öpüşerek birbirlerini “nefessiz” bırakıp, oksijene muhtaç kalabiliyorlar! Meksika devletinin seviyesine gelip, bir milli havayolu güvenlik filminde genç çiftin doyasıya ve kıyasıya öpüşme sahnesini koyma olgunluğuna “resmi” Türkiye Cumhuriyeti devleti ne zaman yükselebilir, işte onu pek bilemiyorum! Bu mizahi ve muziplik dolu göndermeleri rahatlıkla yapan “Birleşik Meksika Devletleri”, aynı zamanda  birçok büyük müzeyi bünyesinde barındıran, eski ve yaşayan sanatçılarına sahip çıkmaya çalışan bir kültür devleti. Örneğin insan Antropoloji Müzesini gezerken hem milyonlarca veya onbinlerce yıl geriye dönerek başının döndüğünü hissediyor, hem de büyük bir saygı duyuyor. Dünyanın en büyük antropoloji müzelerinden birini saatlerce gezmeyi bitirebilirseniz, sizleri mesela ünlü sanatçı Rufino Tamayo veya Modern Sanat Müzesi bekliyor. İnsanlar kültüre doyamıyor! Diyeceksiniz ki, “Havayolu güvenlik filminde öpüşen çiftlerle, bu müzelerin ne ilgisi var?”. İnanın var... Hem de öyle bir var ki, feleğinizi şaşırırsınız! İnsan vücudundan, aşktan ve arzudan korkmayan ülkeler, sanattan da korkmazlar, sanatı ve sanatçıyı  en üst mertebeye koyarlar. Sıkıştıklarında sanatçılar üzerinden muhalefete yüklenmezler, “artizlik yapma lan” gibi kalıplar kullanmazlar!. İnsanı vücudu, duyguları, yaratıcılığı ve tutkuları ile bir bütün olarak kabullenmek, ciddi bir bağımsız insan duruşu gerektirir. Verdiğim örneği ilişkilendiremeyenlere bir hatırlatma: Bizim filmlerde müşteri veya hostesler öpüşmezler, devletin çağdaş sanat müze adedi de sıfırdır!

LEONARDO’NUN TEK RAKİBİ GRAFFOMAN!

10 gündür California ve Meksika’dayım. Uluslararası Sanat dernekleri (IAA) Dünya Başkanı ve Dünya Sanat Günü etkinliklerinin onur konuğu olarak, Los Angeles kentinin merkez galerilerinin kutlamalarına ve Meksika Sanatçı derneği ARTAC’ın ve benim de bir işimi sergileyen Jose Luis Cuevas Müzesi’nin kutlamalarına katıldım. Önce Los Angeles’a geldim ve Los Angeles merkezli Türk-Amerikan sanatçı köprüsü (Turkish American Artist Bridge) TAAB, 10 Nisan Pazar günü University of California in Los Angeles (UCLA) Hukuk Fakültesi’nde Dünya Sanat Günü için bir etkinlik düzenleyerek beni onur konuğu olarak davet etti. UCLA Hukuk Fakültesi Başkanı Aslı Bali, UCLA Uluslararası İlişkiler Bölümü Dekan Yardımcısı Cindy Fan, TAAB Başkanı Sena Denktaş ve benim konuşmalarımın ardından Piramid Sanat tarafından hazırlanan Dünya Sanat Günü ve benim hakkımdaki 38 dakikalık film ‘Days to Remember’ (Hatırlanacak Günler) gösterildi.

“Dünya Sanat Günü” düşüncesini 2011’de Türkiye’de UPSD Yönetim Kurulu olarak biz ortaya çıkardık. Guadalajara’daki Genel Kurul’da oybirliğiyle benim sunduğum teklif kabul edilince, bu kavram doğmuş oldu. Aslında benim için zor bir dönemdi. İki hafta sonra Türkiye’de “insanlık anıtı” konusunda yaptığımız bir basın toplanısı ardından bildiğiniz gibi bıçaklanıp olağanüstü bir doktorun, Prof. Dr.  İsmail Hamzaoğlu’nun yaptığı ameliyatla kurtulmuştum. Bu da yıllar üstünden laiklik ve sanat adına yaptığım tüm girişimlerin hediyesiydi herhalde!

Bildiğiniz gibi Dünya Sanat Günü olarak, Leonardo da Vinci’nin doğum gününü seçmiştik. Leonardo, disiplinlerarası bir deha olarak sürekli taze ve güncel kalmayı bilen ölümsüz bir insan. Hem sanatçı, hem filozof, hem mucit hem de... efsane! Tek rakibi oldu Leonardo’nun: İlk mağara resimlerini yapan on binlerce yıl önce yaşamış ilk insan! Ama ne var ki, onlar hakkında öne çıkarabileceğimiz bir tarih bulunamadı. Bu nedenle Leonardo rakipsiz kaldı. Yoksa aslında ilk leke veya çizgiyi bir duvara bilinçli bir şekilde bırakan insanoğlu, “sanat” kavramını yaratarak eşsiz bir sayfa açan “ilk sanatçı” olmuştu. Hep onlardan çoğul şeklinde söz ederiz ama, aslında o ilk lekeyi koyan da tek bir insandı! Etli, kanlı, canlı, paha biçilmez bir dehaydı o... Elimizde resmi veya fotoğrafı olmasa da o aslında en büyük sanatçı. Ben ona “graffoman” adını verdim, nedenini yakında öğrenirsiniz; İşte onun bilgilerinin olmadığı yerde, Leonardo tartışılmaz bir isim olarak öne çıktı.

TÜRKİYE’NİN ÖDÜLLENDİRİLMESİ

Dünya Sanat Günü dünyaya her yıl yayılmaya devam ederken bu sene Los Angeles Downtown Art Walk’un Dünya Sanat Günü kutlamaları, 13 Nisan’da yapılan gala gecesiyle başladı. Size bir itirafta bulunmam lazım: Onur konuğu olarak davet edildiğim bu etkinlikler vesilesiyle Los Angeles sanat ortamının önemli bir bölümünün o hafta Türk sanat ortamını ve ülkemizden çıkan “World Art Day” fikrini duymaları, buna saygı göstermeleri, sahip çıkmaları, peşinde koşmaları, bana büyük keyif verdi. Belki ilk defa Dünya Sanat Günü sayesinde Türk çağdaş sanat ortamını duyan Los Angeles sanat çevresinin birçok üyesi, ayrıca bir Türk’ün Dünya Başkanı olduğunu öğrenerek bu durumdan daha da etkilendiler. Aynı ortamda gala gecesinde Downtown Art Walk direktörü Qathryn Brehm, Dünya Sanat Günü’nü 2011 yılında IAA Dünya Genel Kurulu’nda önererek kabul ettirdiğim ve böyle bir günün yaratılmasını sağladığım için bana Los Angeles kentinin ve California Eyalet Meclisi’nin onur şiltini takdim etti. Bunun yarattığı etkinin de, binlerce insanın gözünde Türk ve Çağdaş Türk Sanatı imajını değiştirmiş olmasının getirilerinin hemen orada yaşam bulabilmesi, değerli bir gelişmeydi. Ardından ertesi gün yapılan onca etkinlikte gerek duvar ve sokak resimleri, gerek sergi açılışlarında, bundan 5 yıl önce Taksim’de bir masa başındaki hararetli tartışmanın nerelere ulaşabildiğini görmenin keyfini yaşadım.


Her sene olduğu gibi bu sene de 600’ün üstünde etkinlikle Dünya Sanat Günü kutlamalarında birinciliği hiçbir ülkeye kaptırmayan Meksika, yine birçok kentte sayısız sergi, konser ve dans gösterilerine ev sahipliği yaptı. Dünyada genellikle WAD için 15 Nisan günü merkez kabul edilir ve bunun 3-4 gün öncesi ve sonrasında etkinlikler olur. Meksikalılar ise, kutlamav e eğlence meraklısı olduklarından, etkinlikleri bir aya kadar yayabiliyorlar! Tabii öte yandan unutmayalım ki, World Art Day, her şeyden önce, sanatçıların bir araya gelerek savaşa karşı barışı, ilgisizliğe karşı dayanışmayı, en güzel ve eşzamanlı bir şekilde kutlamaları için var.

BABASI TÜRK, ANNESİ MEKSİKALI!

Evet, tekrar Meksika’ya dönecek olursak, insanların sıcaklılığının Türkler’e benzediği bu büyük köklere sahip ülkede, Jose Luis Cuevas Müzesi’nin Dünya Sanat Günü için açtığı sergiye sanatçı ve onur konuğu olarak katıldım. Basın toplantısı ve açılış konuşmasında Guadalajara/Meksika’da temelleri atılan Dünya Sanat Günü’nün Türkiye’nin teklifi ile Meksika’da doğmuş olmasına işaret ettim ve “Dünya Sanat Günü, Türk bir babadan, Meksika’da doğdu. Yani Türkiye ve Meksika annesi ve babası olarak bu etkinliğe en çok sahip çıkan ülkeler oluyorlar” dedim ve özellikle bu iki ülkenin çalışmaları sayesinde bu uluslararası etkinliğin adım adım dünya çapında büyüdüğüne işaret ettim.


Jose Luis Cuevas Müzesi’ndeki görkemli açılışın ertesi gününde, Türkiye Meksika Büyük Elçiliği’nin Dünya Sanat Günü ve IAA Dünya Başkanlığı için verdiği resepsiyona benden önceki Meksikalı Dünya Başkanı Rosa Maria Burillo Velasco, yabancı misyonlar ve Meksika sanat çevresi katıldı. Büyükelçimiz Sayın Oğuz Demiralp’in İspanyolca’ya çevirerek salona aktardığı, Atatürk’ün 1930 yılında söylediği "Efendiler, hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz, dahası Cumhurbaşkanı olabilirsiniz; ama sanatçı olamazsınız" sözleri salondan büyük alkış aldı. Ardından Meksika sanat çevrelerine ve Büyükelçiye yaptığım teşekkür konuşmasında “Dünyayı iyiye doğru değiştirebilme inancını ve kararlılığını Atatürk’ten aldığımı” hatırlatarak bu alkışın yinelenmesini sağladım. Dünya Sanat Gününü görmüş olmalarını isteyeceğim iki kişiden biridir kendisi tabii ki... İkincisi ise  sevgili babam...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.