6 Mayıs 2012 Pazar

FENERBAHCE HAKEMİ DE MAT ETTİ! / Bedri Baykam

Avni Aker'de Fenerbahce dun once hakemi, sonra Trabzon'u ve sonucta kendisine karsi olusturulan buyuk tuzagi nefis bir oyun ve disiplinle yendi. Son donemin tartismali ismi Emre ise sahanin tartismasiz yildiziydi.
Trabzon- Fenerbahce macinin ozellikle ilk yarisinin futbol denilen sporla hic bir ilgisi yoktu. Dun bordo- mavili futbolculara denmis ki," vurun kirin, ne yaparsaniz yapin, bu adamlara bu maci kazandirmayin". Hakem mi? Omrumde bugune kadar bu sifati bu kadar katleden hic bir insana rastlamadim. Hakem Abitoglu, bu meslegin tarihi yuz karasi zirveligine dun gecis yapti. Zokora'nin bir metreden hakemin onunde Emre'nin bacak arasina attigi tekmeye kirmizi kart vermeyen insanin hakemligi degil, insanligi tartisilir ve "taammuden adam oldurmeye tesebbuse yardim" sucundan hakkinda ceza davasi acilir.
Fenerbahce maca orta sahasinin teknik ustunluguyle baslar baslamaz golu zeki bir verkactan sonra Emre'nin ayagindan bulur bulmaz Trabzon seyircisi delirmeye basladi. O andan itibaren mac, mactan baska herseye benzedi. Sahaya yagan maddeler, sari lacivertlilere yagdirilan tekmeler, savrulan kufurler ve harp hali. Tum bunlara ragmen, Fenerbahce orta sahasi, neredeyse dort dortluk oynamayi basararak bir de 31. dakikada Bienvenue'nun ayagindan 2. golu buldu. Gelen 6 dakikalik uzatmada, Burak'in attigi gol, hem sari lacivertlilerin muzmin "devrenin son dakikasi" hastaligina isaret ediyordu hem de hakemin ince ve agir kiyim Trabzon calismasinin kacinilmaz bir urunuydu.
2. yariya Fenerbahce basidan Gokhan- Sam degisikligiyle basladi. Sam'in nefis ara ortasinda 54. dakikada Dia karsi karsiya golu kacirdi. 60 da Baroni frikigi Tolga'ya teslim etti. Bu yarida Hakemin ince calismalari ve sahaya atilan maddeler resmi gecidi bir vites kuculse bile aynen surdu. Fenerbahce orta sahasindaki basarili ve bilincli yardimlasma bu yarida da surdu. Degisikliklerle oyuna giren Topuz ve Caner'le  de bu ritm bozulmadi. Besiktas'in beraberlik golunden hemen sonra gelen Baroni'nin nefis kontratak asirtma golu sampiyonlugun habercisi gibiydi. Bu dakikalardan sonra top kontrolunu buyuk bir sogukkanlilikla elinde tutan sari- lacivertliler, maci 3-1 kazanirken Sampiyonluk macini Saracoglu'na tasiyarak dosta dusmana parmak issirtti! Helal kanarya, sana ancak sapka cikartilir!

FENERBAHCE HAKEMİ DE MAT ETTİ! / Bedri Baykam

Avni Aker'de Fenerbahce dun once hakemi, sonra Trabzon'u ve sonucta kendisine karsi olusturulan buyuk tuzagi nefis bir oyun ve disiplinle yendi. Son donemin tartismali ismi Emre ise sahanin tartismasiz yildiziydi.
Trabzon- Fenerbahce macinin ozellikle ilk yarisinin futbol denilen sporla hic bir ilgisi yoktu. Dun bordo- mavili futbolculara denmis ki," vurun kirin, ne yaparsaniz yapin, bu adamlara bu maci kazandirmayin". Hakem mi? Omrumde bugune kadar bu sifati bu kadar katleden hic bir insana rastlamadim. Hakem Abitoglu, bu meslegin tarihi yuz karasi zirveligine dun gecis yapti. Zokora'nin bir metreden hakemin onunde Emre'nin bacak arasina attigi tekmeye kirmizi kart vermeyen insanin hakemligi degil, insanligi tartisilir ve "taammuden adam oldurmeye tesebbuse yardim" sucundan hakkinda ceza davasi acilir.
Fenerbahce maca orta sahasinin teknik ustunluguyle baslar baslamaz golu zeki bir verkactan sonra Emre'nin ayagindan bulur bulmaz Trabzon seyircisi delirmeye basladi. O andan itibaren mac, mactan baska herseye benzedi. Sahaya yagan maddeler, sari lacivertlilere yagdirilan tekmeler, savrulan kufurler ve harp hali. Tum bunlara ragmen, Fenerbahce orta sahasi, neredeyse dort dortluk oynamayi basararak bir de 31. dakikada Bienvenue'nun ayagindan 2. golu buldu. Gelen 6 dakikalik uzatmada, Burak'in attigi gol, hem sari lacivertlilerin muzmin "devrenin son dakikasi" hastaligina isaret ediyordu hem de hakemin ince ve agir kiyim Trabzon calismasinin kacinilmaz bir urunuydu.
2. yariya Fenerbahce basidan Gokhan- Sam degisikligiyle basladi. Sam'in nefis ara ortasinda 54. dakikada Dia karsi karsiya golu kacirdi. 60 da Baroni frikigi Tolga'ya teslim etti. Bu yarida Hakemin ince calismalari ve sahaya atilan maddeler resmi gecidi bir vites kuculse bile aynen surdu. Fenerbahce orta sahasindaki basarili ve bilincli yardimlasma bu yarida da surdu. Degisikliklerle oyuna giren Topuz ve Caner'le  de bu ritm bozulmadi. Besiktas'in beraberlik golunden hemen sonra gelen Baroni'nin nefis kontratak asirtma golu sampiyonlugun habercisi gibiydi. Bu dakikalardan sonra top kontrolunu buyuk bir sogukkanlilikla elinde tutan sari- lacivertliler, maci 3-1 kazanirken Sampiyonluk macini Saracoglu'na tasiyarak dosta dusmana parmak issirtti! Helal kanarya, sana ancak sapka cikartilir!

1 Mayıs 2012 Salı

Bedri Baykam Anayasa Forumu - Ankara

Bedri Baykam Anayasa Forumu - Ankara

ANAYASA FORUMU, SANATÇILAR, İŞÇİLER: TÜRKİYE SOKAKTA! / Bedri Baykam / 1 Mayıs 2012 tarihli Cumhuriyet makalesi..


Öncelikle bugün evrensel işçi haklarını kullanarak sokaklarda demokrasi, emek ve anti-emperyalist duruş için yürüyen yüz binlerce işçiye buradan da bin selam gönderiyoruz! Onlara Türkiye’nin atar damarları, en saygın neferleri olarak hakettikleri saygıyı herkesle beraber göstermeye mecburdur. Bugün kalbimizle beraber onlarla olacağız.
Cumartesi günü Ankara’da Milli Anayasa Forumu’na katıldım. Dev bir toplantı düşünün; ülkenin en kritik konuların iktidara karşı soldan ve sağdan yükselen sert seslerin dalgalandığı bir salon. Ne beklersiniz normal bir ülkede? Hele o salonda “Anayasa tartışmaları” masaya yatırılıyorsa, en azından yüzlerce muhabir ve kameranın birbiriyle yarışması gerekir değil mi? Ne gezer! Medyamız kendi puslu kulelerinde masanın altına saklanmış zavallı maaş alıcılardan oluşan bir erksizler birliği durumunda. Korku dağları sarmış. İktidar korkusu, patron korkusu, işsizlik korkusu… Hatta kimi Altan ailesi ferdi gibi, yıllarca “hizmet ettikleri” malum kesimlerce infaz edilme korkusu… Hepsinden utanıyorum. 2000’den fazla yurtseverin doldurduğu Yenimahalle Belediyesi Nazım Hikmet Kültür Merkezi’ndeki salonundaki muhteşem coşku görülmeye değerdi. Kemal Alemdaroğlu, Yekta Güngör Özden ve Hüsamettin Cindoruk’un ön ayak oldukları, Türkiye’nin dört bir köşesinden memleket sevdalılarına ciddi bir heyecan dalgası yaşatan bu büyük girişim, AKP’nin oldu-bittiye getirmek istediği “Yeni Anayasa” dayatmacılığına karşı şu anda var olan tek somut tepki. Yoksa konu TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in yönlendirdiği malum “sivil” örgütlere kalsa, iktidarın hazırladığı cümlelerin daha da makyajlanmasının ötesine geçilemezdi!
Hüsamettin Cindoruk, bunun bir “Parti hareketi” değil, Atatürk’ün milli davasının devamının bir dayanışması olduğunu hatırlattı: “Eskiden burada bulunan insanların farklı siyasi partilerden olmasının bir önemi kalmadı.” Yekta Güngör Özden, “Anayasa suçlusu bir hükümet nasıl Anayasa yapabilir?” sorusunu gündeme getirdi. Hazırlanan Anayasa’nın bir kuşatma hareketi olduğunu, aydınlık getiremeyeceğini, ışığımızın Atatürk olduğunu haykırdı! Şahin Mengü, tezgahın ‘Sevrciliğini’ hatırlattı herkesin bu hazırlığı lanetlemesi gerektiğine işaret etti. İP adına Ferit İlsever,” Her yerden gelip Atatürk’te birleştik” diyerek vurgusunu yaptı. MHP Milletvekili Özcan Yeniçeri olaya espriyle yaklaştı: “Andımızda şayet ‘ne olduğum belirsiz, ne isterseniz yaparım, kudretim damarlarımda değil Obama’da denilseydi problem olmazdı”. Eski Bakan Ufuk Söylemez “Hem Atatürkçü, hem Sorosçu, hem TESEV’ci olunmaz” dedikten sonra ideolojisiz Anayasa bulunmadığını, Anayasaların siyasi metinler olduğunu hatırlattı. Sıra bana geldiğinde, Sanatçılar Girişimi’nin selamlarını ve sağlam duruşunu aktardım. Parlamento’daki muhalefet partilerinin, bu sözde “Uzlaşma Komisyonu”na katılıp, hangi mucizeyle 12 Eylül referandumuyla yargıyı Adalet Bakanlığı’na bağlamış bir iktidardan demokratikleşmeyi bekleyebildiklerini sordum. Bu “meşrulaştırma”nın iktidar tarafından nasıl kullanılacağını hatırlattım ve ilk dört maddeyi “darbe yapmış” gibi değiştirmeye kalkanların “sivil darbe” iddialarını teyit etmeye mi çalıştıklarını gündeme getirdim.
Pazar akşamı Harbiye Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nun önünde, Sanatçılar Girişimi’nden Ataol Behramoğlu ve Orhan Aydın’la beraber tiyatroları dağıtmaya çalışan iktidarın saldırısına karşı direniş hakkını kullanan tiyatrocu dostlarımıza ve sözcüleri Orhan Alkaya’ya destek verdik. Türkiye’nin yaratıcı insanları, şarkılar söyleyerek, ateşler yakarak, konuşmalar yaparak dayanışmalarını ortaya koyuyorlardı. Aralarında belli ki bazı –umarım- pişman “Yetmez ama Evet”ciler de vardı…”Zararın neresinden dönseler kârdır” diye düşündüm! Türkiye’de siyasetin ne seviyelere düştüğünü anlamak için, şu iki cümleyi kıyaslamak yeter: “Efendiler, hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz, hatta reis-i cumhur olabilirsiniz, fakat sanatçı olamazsınız.”… Bir de şu satırlar:Despot aydınların bize nasıl akıl vermeye kalktığını görüyor ve belki biraz ağır olacak bu ifade ama, o zavallılara acıyoruz”…
Konular farklı durabilir: 4+4+4, veya tiyatrolarla savaş, işçilere-öğrencilere dayak, gaz veya Suriye ile savaş çığırtkanlığı ve tabii her şeyin kılıfı olan “Yeni Anayasa”. Aslında hepsi aynı! Konumuz emperyalizmin desteklediği rejim değişikliğini, ülkeyi oldu-bittiye getirerek uygulayanların telaşlı ve hukuksuz “yaptım-oldu” dayatmaları! Şikayetiniz mi var efendim? Buyrun er meydanına!  

ANAYASA FORUMU, SANATÇILAR, İŞÇİLER: TÜRKİYE SOKAKTA! / Bedri Baykam / 1 Mayıs 2012 tarihli Cumhuriyet makalesi..


Öncelikle bugün evrensel işçi haklarını kullanarak sokaklarda demokrasi, emek ve anti-emperyalist duruş için yürüyen yüz binlerce işçiye buradan da bin selam gönderiyoruz! Onlara Türkiye’nin atar damarları, en saygın neferleri olarak hakettikleri saygıyı herkesle beraber göstermeye mecburdur. Bugün kalbimizle beraber onlarla olacağız.
Cumartesi günü Ankara’da Milli Anayasa Forumu’na katıldım. Dev bir toplantı düşünün; ülkenin en kritik konuların iktidara karşı soldan ve sağdan yükselen sert seslerin dalgalandığı bir salon. Ne beklersiniz normal bir ülkede? Hele o salonda “Anayasa tartışmaları” masaya yatırılıyorsa, en azından yüzlerce muhabir ve kameranın birbiriyle yarışması gerekir değil mi? Ne gezer! Medyamız kendi puslu kulelerinde masanın altına saklanmış zavallı maaş alıcılardan oluşan bir erksizler birliği durumunda. Korku dağları sarmış. İktidar korkusu, patron korkusu, işsizlik korkusu… Hatta kimi Altan ailesi ferdi gibi, yıllarca “hizmet ettikleri” malum kesimlerce infaz edilme korkusu… Hepsinden utanıyorum. 2000’den fazla yurtseverin doldurduğu Yenimahalle Belediyesi Nazım Hikmet Kültür Merkezi’ndeki salonundaki muhteşem coşku görülmeye değerdi. Kemal Alemdaroğlu, Yekta Güngör Özden ve Hüsamettin Cindoruk’un ön ayak oldukları, Türkiye’nin dört bir köşesinden memleket sevdalılarına ciddi bir heyecan dalgası yaşatan bu büyük girişim, AKP’nin oldu-bittiye getirmek istediği “Yeni Anayasa” dayatmacılığına karşı şu anda var olan tek somut tepki. Yoksa konu TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in yönlendirdiği malum “sivil” örgütlere kalsa, iktidarın hazırladığı cümlelerin daha da makyajlanmasının ötesine geçilemezdi!
Hüsamettin Cindoruk, bunun bir “Parti hareketi” değil, Atatürk’ün milli davasının devamının bir dayanışması olduğunu hatırlattı: “Eskiden burada bulunan insanların farklı siyasi partilerden olmasının bir önemi kalmadı.” Yekta Güngör Özden, “Anayasa suçlusu bir hükümet nasıl Anayasa yapabilir?” sorusunu gündeme getirdi. Hazırlanan Anayasa’nın bir kuşatma hareketi olduğunu, aydınlık getiremeyeceğini, ışığımızın Atatürk olduğunu haykırdı! Şahin Mengü, tezgahın ‘Sevrciliğini’ hatırlattı herkesin bu hazırlığı lanetlemesi gerektiğine işaret etti. İP adına Ferit İlsever,” Her yerden gelip Atatürk’te birleştik” diyerek vurgusunu yaptı. MHP Milletvekili Özcan Yeniçeri olaya espriyle yaklaştı: “Andımızda şayet ‘ne olduğum belirsiz, ne isterseniz yaparım, kudretim damarlarımda değil Obama’da denilseydi problem olmazdı”. Eski Bakan Ufuk Söylemez “Hem Atatürkçü, hem Sorosçu, hem TESEV’ci olunmaz” dedikten sonra ideolojisiz Anayasa bulunmadığını, Anayasaların siyasi metinler olduğunu hatırlattı. Sıra bana geldiğinde, Sanatçılar Girişimi’nin selamlarını ve sağlam duruşunu aktardım. Parlamento’daki muhalefet partilerinin, bu sözde “Uzlaşma Komisyonu”na katılıp, hangi mucizeyle 12 Eylül referandumuyla yargıyı Adalet Bakanlığı’na bağlamış bir iktidardan demokratikleşmeyi bekleyebildiklerini sordum. Bu “meşrulaştırma”nın iktidar tarafından nasıl kullanılacağını hatırlattım ve ilk dört maddeyi “darbe yapmış” gibi değiştirmeye kalkanların “sivil darbe” iddialarını teyit etmeye mi çalıştıklarını gündeme getirdim.
Pazar akşamı Harbiye Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nun önünde, Sanatçılar Girişimi’nden Ataol Behramoğlu ve Orhan Aydın’la beraber tiyatroları dağıtmaya çalışan iktidarın saldırısına karşı direniş hakkını kullanan tiyatrocu dostlarımıza ve sözcüleri Orhan Alkaya’ya destek verdik. Türkiye’nin yaratıcı insanları, şarkılar söyleyerek, ateşler yakarak, konuşmalar yaparak dayanışmalarını ortaya koyuyorlardı. Aralarında belli ki bazı –umarım- pişman “Yetmez ama Evet”ciler de vardı…”Zararın neresinden dönseler kârdır” diye düşündüm! Türkiye’de siyasetin ne seviyelere düştüğünü anlamak için, şu iki cümleyi kıyaslamak yeter: “Efendiler, hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz, hatta reis-i cumhur olabilirsiniz, fakat sanatçı olamazsınız.”… Bir de şu satırlar:Despot aydınların bize nasıl akıl vermeye kalktığını görüyor ve belki biraz ağır olacak bu ifade ama, o zavallılara acıyoruz”…
Konular farklı durabilir: 4+4+4, veya tiyatrolarla savaş, işçilere-öğrencilere dayak, gaz veya Suriye ile savaş çığırtkanlığı ve tabii her şeyin kılıfı olan “Yeni Anayasa”. Aslında hepsi aynı! Konumuz emperyalizmin desteklediği rejim değişikliğini, ülkeyi oldu-bittiye getirerek uygulayanların telaşlı ve hukuksuz “yaptım-oldu” dayatmaları! Şikayetiniz mi var efendim? Buyrun er meydanına!  

29 Nisan 2012 Pazar

Fenerbahce Mucizesi! / Bedri Baykam

Fenerbahce kendisi icin hayati onem tasiyan maca Alex ve Saw un sakatliklari disinda Emresiz baslarken aklima takilan soru suydu: Turk futbol tarihinin asirlik omrunde daha once Emre'ye oldugu gibi cumartesi teblig edilen bir tedbir karari gormus muydu? Yoksa bu da Fenerbahce'ye karsi olusan genel "ozel yetkili" durumlarin bir devami mahiyetinde miydi? 

Fenerbahce maca oyun kurucudan yoksun olmanin getirdigi stresle basladi. bir ise yaramayan yaraticiliktan yoksun sozde dikey paslar ve kimin ne ise yarayacaginin anlasilamadigi Bir genel belirsizlik suruyordu. Mac olagan bir orta saha el ense hareketleriyle devam ederken, Edu'nun Volkan'a yaptigi sakatlayici faul akil almaz bir provakasyondu. Neyse ki on dakika acilar icinde kivrananVolkan ayaga kalkabildi. Besiktas oyunu gereksiz yere gerip sari kartlari biriktirirken Fenerbahce ozellikle ileri hatlarda yildiz oyuncu eksikligini seri kosular ve bolgesel yardimlasmalarla da bir turlu gideremiyordu. Baroni'nin 30m den kullandigi zimba frikigin Rustu'nun elinden ve direkten disari cikmasi buyuk sanssizlikti. 

İkinci yarinin basiyla dramatik enstanteler birbirini takip etti. 52. Dakikada Stoch'un ortasina Caner'in vurdugu nefis voleyi Rustu akil almaz bir refleksle cikardiktan sonra, hemen ardindan İbrahim Toraman'in kafayka indirdigi topu Egemen 1 metreden aglara birakti. Besiktaslilarin gol sevinci henuz gecmeden Stoch'un yerden Rustu'nun soluna mihladigi muhtesem frikik sari lacivertlilere beraberligi getirdi. Volkan'in 74. Dakikada Quaresma'nin nefis trivela sutunu parmaklarinin ucuyla cikarmasi tatli bir mucizeydi. Macin sonlari yaklasirken Besiktas sasirtici bir sekilde orta sahayi eline almisti ve defalarca Fenerbahce kalesini bunaltti. Ancak ikinci yarida gec de olsa dogru degisiklikleri yapan Kocaman, sari lacivertlilerin ya hep ya hic seklinde golu dusunen Bienvenue ve Dia'nin da katkilariyla oyunu kritik dakikalarda inancla Besiktas ceza sahasina indirmis oldu. Stoch'un kornerinden dogan karambolde Egemen nefis bir kafayla (!) ust aglari bulurken Galatasaray'in sampiyonlugu icin ugrasan tum Trabzon camiasinin ahini almis oldu! Sahi Burak'in neden cumartesi oynamadiginin mantigini izah edebilen beri gelsin! 

Fbahce, onca eksigine ragmen bu maci kucuk mucizelerle lehine cevirerek Turkiye'nin ucte ikisine soguk terler dokturmeye devam etti. Helal olsun!