Fenerbahce sahaya devre arasi hazirlik maci oynar gibi cikti. Alex yari sakat diye, Sow play-off a saklandi diye, Semih gozden cikarildi diye, Emre de birilerinin simsegini cektigi icin oynatilmayinca, sari lacivertliler sahada sikintili bir tablo cizerek maca basladilar. Cunku sahaya surulen Bekir ve Selcuk teknik yetersizlikleriyle, Caner Bienvenu ve Stoch da formsuzluklariyla siritinca, ortaya ileri iki top yapamayan ve geri-yan paslarla seyircisini usandiran bir takim cikti. İlk uari boyunca macin tek ciddi ani Antalyali Sedat in. 35 metreden vurdugu sutuna Volkan in yaptigi nefis kurtaristi. İleride cogalamayan ve deplasmanda oynayan bir 2. Lig takimi goruntusu veren sari lacivertlilerde, caresizlikten arada Bekir in playmakerliga soyundugunu soylersem siz durumu anlarsiniz. Bir turlu Antalyali oyunculara kart cikaramayan Hakem de senaryoya eklenince,ortaya cikan kisir ve tatsiz goruntude, Fenerbahce nin uc sat top oynasa gol atamayacagina bahse F
2. yari baslarken itiraf edigim beni sasirtan bir sekilde hatasindan dondu ve sahaya Emre ve Sow u surdu. O andan itibaren ortaya baska bir mac cikti. Sari lacivertliler sagli sollu akinlar ve sutlarla rakibi Bunaltmaya basladi. Baroni nin sutu tehlike canlari caldiktan sonra ayni oyuncunun 52. Dakikadaki sutunu Antalyali oyuncu elle karisik kornere celdi. Hemen ardindan Caner in ortasi direge gitti sonra donen topu Bienvenu gole ceviremedi. Sonra nihayet Emre nin sagdan bindirmesinde, Ziegler in kotu sutu auta giderken Sow burun uzatti ve skoru acti. Bu golden 10 dakika sonra yine Emre nin uzun pasiyla soldan ceza sahasina dalan Bienvenu yerden sert bir vurusla takimini rahatlatan 2. Golu buldu.
Macin geri kalan kisminda Fenerbahce yine acemice hareketlerine donse de artik seyirci nesesini bulmus ve play off perdesini indirmisti.
Sari lacivertliler play-offta basarili olmak istiyorlarsa herseyden once Emre'nin gonulunu kazanmaya ve maclari yedek oyunculariyla oynamamaya mecbur.
7 Nisan 2012 Cumartesi
AYKUT'UN İNADI BİTİNCE... BEDRİ BAYKAM
AYKUT'UN İNADI BİTİNCE... BEDRİ BAYKAM
Fenerbahce sahaya devre arasi hazirlik maci oynar gibi cikti. Alex yari sakat diye, Sow play-off a saklandi diye, Semih gozden cikarildi diye, Emre de birilerinin simsegini cektigi icin oynatilmayinca, sari lacivertliler sahada sikintili bir tablo cizerek maca basladilar. Cunku sahaya surulen Bekir ve Selcuk teknik yetersizlikleriyle, Caner Bienvenu ve Stoch da formsuzluklariyla siritinca, ortaya ileri iki top yapamayan ve geri-yan paslarla seyircisini usandiran bir takim cikti. İlk uari boyunca macin tek ciddi ani Antalyali Sedat in. 35 metreden vurdugu sutuna Volkan in yaptigi nefis kurtaristi. İleride cogalamayan ve deplasmanda oynayan bir 2. Lig takimi goruntusu veren sari lacivertlilerde, caresizlikten arada Bekir in playmakerliga soyundugunu soylersem siz durumu anlarsiniz. Bir turlu Antalyali oyunculara kart cikaramayan Hakem de senaryoya eklenince,ortaya cikan kisir ve tatsiz goruntude, Fenerbahce nin uc sat top oynasa gol atamayacagina bahse F 2. yari baslarken itiraf edigim beni sasirtan bir sekilde hatasindan dondu ve sahaya Emre ve Sow u surdu. O andan itibaren ortaya baska bir mac cikti. Sari lacivertliler sagli sollu akinlar ve sutlarla rakibi Bunaltmaya basladi. Baroni nin sutu tehlike canlari caldiktan sonra ayni oyuncunun 52. Dakikadaki sutunu Antalyali oyuncu elle karisik kornere celdi. Hemen ardindan Caner in ortasi direge gitti sonra donen topu Bienvenu gole ceviremedi. Sonra nihayet Emre nin sagdan bindirmesinde, Ziegler in kotu sutu auta giderken Sow burun uzatti ve skoru acti. Bu golden 10 dakika sonra yine Emre nin uzun pasiyla soldan ceza sahasina dalan Bienvenu yerden sert bir vurusla takimini rahatlatan 2. Golu buldu. Macin geri kalan kisminda Fenerbahce yine acemice hareketlerine donse de artik seyirci nesesini bulmus ve play off perdesini indirmisti. Sari lacivertliler play-offta basarili olmak istiyorlarsa herseyden once Emre'nin gonulunu kazanmaya ve maclari yedek oyunculariyla oynamamaya mecbur.
3 Nisan 2012 Salı
DÜNYA SANAT GÜNÜ’NE HAZIR MISINIZ? / Bedri Baykam / 3 Nisan 2012 tarihli Cumhuriyet makalesi..
Dünyamızda “Kadınlar Günü”, “Sevgililer Günü”, “Müzik Günü” ve daha nice özel gün vardı ama bir “Dünya Sanat Günü” yoktu. Başkanı olduğum Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği (UPSD)’nin Yönetimi ile beraber geçen sene kolları sıvadık ve 2011’de, tam bir sene önce bugün, Meksika'nın Guadalajara kentinde yapılan UNESCO’ya bağlı IAA/ Uluslararası Sanat Dernekleri Genel Kurulu’na bir öneri taşıdık: Gerekçeleri ile beraber sunduğumuz teklif, sanat tarihinin unutulmaz dehası Leonardo da Vinci’nin doğum günü olan 15 Nisan’ın, “World Art Day” (WAD) ilan edilmesiydi. Bu öneri alkışlarla kabul edildi ve o andan itibaren Dünya'nın bir sanat günü oldu! Bu yıl ilk defa yaygın olarak bu kutlama dünyanın birçok noktasında gerçekleşecek, insanlar bizleri düşündüren, estetik haz veren bu olgu hakkında yoğunlaşabilecekler.
3 Nisan 2011 tarihinde bu önergemizi geçirtmek için Genel Kurul'da insanların daha konsantre olduğu ilk günü değerlendirmek gerektiğine inanıp, dokuz başka ülkenin de destek imzasıyla öneriyi sunmuştuk. Oturumu yöneten ve daha sonra yeni Başkan seçilecek olan Rosa Maria Burillo-Velasco, konuşmamdan sonra, konuyu gündeme almış ve oybirliğiyle sonuca ulaşmıştık.
Sanat, dünyayı kuşatan emperyalizme, savaş çığırtkanlıklarına, ırkçılığa ve faşizme karşı, insan hakları kavramıyla beraber en güçlü dayanışmayı oluşturuyor. Dünyanın artık bir sanat günü var diye her olumsuzluk yok olacak değil! Ama sürekli olarak çıkarcı politikacıların, din sömürücülerinin, maddiyata ve baskı rejimine bulanmış siyasetlerine karşı sanat ve aydın insanların dik duruşu, tartışmasız en önemli panzehirlerden biri. Yeni dünya savaşı senaryolarının bizim sınırlarımızdan tezgahlanmaya çalışıldığı şu günlerde, insanlığın yeniden Sanat’ın dayanışmasına ihtiyacı olacak.
Tabii ki sıfırdan başlayarak, büyük bütçe imkanları olmayan bir dünya sivil toplum örgütünün gayretleriyle bir anda “Dünya Sanat Günü” her ülkeden ses getirmeyecek. Ama Meksika’dan İsveç’e, Slovakya’dan Hollanda’ya, Panama’dan Fransa’ya, dünyanın dört bir yanında çeşitli etkinliklerle bu yılki ilk kutlama gerçekleşecek. Bu yıl Türkiye’deki etkinliklere birçok Belediye, Müze, Sanat ve Eğitim Kurumu katılıyor. Çeşitli Müzeler o gün giriş ücreti almayacak ve birçok galeri gece 23.00'e kadar açık kalacak. 9 Nisan gününden itibaren Şişli Belediyesi ile beraber hazırladığımız “Vitrin Sergileri” 95 mağazanın katılımıyla Nişantaşı’nda başlayacak ve 22 Nisan’a kadar sürecek. 13 Nisan Cuma, Akatlar Kültür Merkezi’nde Tomur Atagök ve Yusuf Taktak’la beraber “Leonardo ve Dünya Sanat Günü” ile ilgili bir panel düzenleyeceğiz. 14 Nisan günü Sarıyer Belediyesi’nin Kültür Merkezi’nde Şahin Ünal sergisi açılacak. Beyoğlu ve Kadıköy de bu önemli çıkışa destek veren belediyeler arasında.15 Nisan günü ise İstanbul ve civar illerdeki sanatseverler Abdi İpekçi Caddesi'ne gelecek: O gün yapılacak konuşmalardan sonra Abdi İpekçi caddesinde “Bulutsuzluk Özlemi” ve “Golden Horn Brass Quartet” canlı sokak konseri verecek, danslar yapılacak, Yapı Kredi, İKSV, Boyut, Ayrıntı, Literatür, Bilgi Üniversitesi, Piramid Yayınları indirimli stand açarak kitap ve hediyelik eşya sunacaklar. Bir sanat şenliğine dönüşecek olan kutlamalarda başka sürprizler de olacak. 14 Nisan Cumartesi, İstanbul Modern’de, WAD kapsamında “La La La İnsan Adımları” sergisi sanatçılarından Šejla Kamerić'in yapacağı söyleşi yer alacak. 16 Nisan Pazartesi ise, belki en anlamlı etkinlikte, İtalyan Kültür Merkezi’nde, da Vinci Müzesi’nin kurucusu Alessandro Vezzosi, “Leonardo da Vinci, Modernlik ve Ütopya” başlıklı konuşmayı yapacak. Ankara’da Çankaya Belediyesi'nin düzenlediği etkinlikler, çeşitli kurumların katılımıyla sokak şenliklerine dönüşecek. Ayrıca İzmir, Alanya, Çanakkale başta olmak üzere birçok il ve Üniversite’de “Dünya Sanat Günü” kutlanacak.
Size düşen iş ise, gerek Facebook (www.facebook.com/dunyasanatgunu.upsd - www.facebook.com/worldartday.iaa), gerek web sayfalarından (www.iaaworldartday.com) bilgiler alarak, etkinliklere katılmak ve bu bilgileri Dünya'nın her yerinde dostlarınızla paylaşmak. Dünya’ya bu hediyenin bir Türk sivil toplum örgütünün girişimiyle verilmiş olmasını perçinleyin! Her kurum UPSD'yi bilgilendirerek etkinliklere dâhil olabilir. “Dünya Sanat Günü”, her insanın desteğine açık bir özgürlük platformu!
DÜNYA SANAT GÜNÜ’NE HAZIR MISINIZ? / Bedri Baykam / 3 Nisan 2012 tarihli Cumhuriyet makalesi..
Dünyamızda “Kadınlar Günü”, “Sevgililer Günü”, “Müzik Günü” ve daha nice özel gün vardı ama bir “Dünya Sanat Günü” yoktu. Başkanı olduğum Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği (UPSD)’nin Yönetimi ile beraber geçen sene kolları sıvadık ve 2011’de, tam bir sene önce bugün, Meksika'nın Guadalajara kentinde yapılan UNESCO’ya bağlı IAA/ Uluslararası Sanat Dernekleri Genel Kurulu’na bir öneri taşıdık: Gerekçeleri ile beraber sunduğumuz teklif, sanat tarihinin unutulmaz dehası Leonardo da Vinci’nin doğum günü olan 15 Nisan’ın, “World Art Day” (WAD) ilan edilmesiydi. Bu öneri alkışlarla kabul edildi ve o andan itibaren Dünya'nın bir sanat günü oldu! Bu yıl ilk defa yaygın olarak bu kutlama dünyanın birçok noktasında gerçekleşecek, insanlar bizleri düşündüren, estetik haz veren bu olgu hakkında yoğunlaşabilecekler.
3 Nisan 2011 tarihinde bu önergemizi geçirtmek için Genel Kurul'da insanların daha konsantre olduğu ilk günü değerlendirmek gerektiğine inanıp, dokuz başka ülkenin de destek imzasıyla öneriyi sunmuştuk. Oturumu yöneten ve daha sonra yeni Başkan seçilecek olan Rosa Maria Burillo-Velasco, konuşmamdan sonra, konuyu gündeme almış ve oybirliğiyle sonuca ulaşmıştık.
Sanat, dünyayı kuşatan emperyalizme, savaş çığırtkanlıklarına, ırkçılığa ve faşizme karşı, insan hakları kavramıyla beraber en güçlü dayanışmayı oluşturuyor. Dünyanın artık bir sanat günü var diye her olumsuzluk yok olacak değil! Ama sürekli olarak çıkarcı politikacıların, din sömürücülerinin, maddiyata ve baskı rejimine bulanmış siyasetlerine karşı sanat ve aydın insanların dik duruşu, tartışmasız en önemli panzehirlerden biri. Yeni dünya savaşı senaryolarının bizim sınırlarımızdan tezgahlanmaya çalışıldığı şu günlerde, insanlığın yeniden Sanat’ın dayanışmasına ihtiyacı olacak.
Tabii ki sıfırdan başlayarak, büyük bütçe imkanları olmayan bir dünya sivil toplum örgütünün gayretleriyle bir anda “Dünya Sanat Günü” her ülkeden ses getirmeyecek. Ama Meksika’dan İsveç’e, Slovakya’dan Hollanda’ya, Panama’dan Fransa’ya, dünyanın dört bir yanında çeşitli etkinliklerle bu yılki ilk kutlama gerçekleşecek. Bu yıl Türkiye’deki etkinliklere birçok Belediye, Müze, Sanat ve Eğitim Kurumu katılıyor. Çeşitli Müzeler o gün giriş ücreti almayacak ve birçok galeri gece 23.00'e kadar açık kalacak. 9 Nisan gününden itibaren Şişli Belediyesi ile beraber hazırladığımız “Vitrin Sergileri” 95 mağazanın katılımıyla Nişantaşı’nda başlayacak ve 22 Nisan’a kadar sürecek. 13 Nisan Cuma, Akatlar Kültür Merkezi’nde Tomur Atagök ve Yusuf Taktak’la beraber “Leonardo ve Dünya Sanat Günü” ile ilgili bir panel düzenleyeceğiz. 14 Nisan günü Sarıyer Belediyesi’nin Kültür Merkezi’nde Şahin Ünal sergisi açılacak. Beyoğlu ve Kadıköy de bu önemli çıkışa destek veren belediyeler arasında.15 Nisan günü ise İstanbul ve civar illerdeki sanatseverler Abdi İpekçi Caddesi'ne gelecek: O gün yapılacak konuşmalardan sonra Abdi İpekçi caddesinde “Bulutsuzluk Özlemi” ve “Golden Horn Brass Quartet” canlı sokak konseri verecek, danslar yapılacak, Yapı Kredi, İKSV, Boyut, Ayrıntı, Literatür, Bilgi Üniversitesi, Piramid Yayınları indirimli stand açarak kitap ve hediyelik eşya sunacaklar. Bir sanat şenliğine dönüşecek olan kutlamalarda başka sürprizler de olacak. 14 Nisan Cumartesi, İstanbul Modern’de, WAD kapsamında “La La La İnsan Adımları” sergisi sanatçılarından Šejla Kamerić'in yapacağı söyleşi yer alacak. 16 Nisan Pazartesi ise, belki en anlamlı etkinlikte, İtalyan Kültür Merkezi’nde, da Vinci Müzesi’nin kurucusu Alessandro Vezzosi, “Leonardo da Vinci, Modernlik ve Ütopya” başlıklı konuşmayı yapacak. Ankara’da Çankaya Belediyesi'nin düzenlediği etkinlikler, çeşitli kurumların katılımıyla sokak şenliklerine dönüşecek. Ayrıca İzmir, Alanya, Çanakkale başta olmak üzere birçok il ve Üniversite’de “Dünya Sanat Günü” kutlanacak.
Size düşen iş ise, gerek Facebook (www.facebook.com/dunyasanatgunu.upsd - www.facebook.com/worldartday.iaa), gerek web sayfalarından (www.iaaworldartday.com) bilgiler alarak, etkinliklere katılmak ve bu bilgileri Dünya'nın her yerinde dostlarınızla paylaşmak. Dünya’ya bu hediyenin bir Türk sivil toplum örgütünün girişimiyle verilmiş olmasını perçinleyin! Her kurum UPSD'yi bilgilendirerek etkinliklere dâhil olabilir. “Dünya Sanat Günü”, her insanın desteğine açık bir özgürlük platformu!
1 Nisan 2012 Pazar
FENERBAHÇE DİREKLERDEN DÖNDÜ..
Maçtan önce Fenerbahçe’de orta şiddette bir deprem yaşanıyordu. Aykut Kocaman’ın Emre’yi geçen hafta yedekte tutmasının ardından bu hafta kadroya bile almaması, akıl alır bir risk değildi. Maç günü son seçimlerde Stoch yerine Caner, Serdar veya Bilica yerine de Bekir’in seçimiyle Fenerbahçe topa basma ve kontrol etme yetenekleri sınırlı bir kadroyla sahaya çıktı.
Buna rağmen maçın başından itibaren Fenerbahçe hiçbir anda oyunun egemenliğini Trabzonspor’a kaptırmadı. Birkaç bireysel hatadan doğan Trabzon atakları dışında, Fener defansı iyi kapandı, iyi kademeye girdi. Orta sahada Alex’in Topuz, Caner ve Baroni’yle şaşılacak derecede iyi paslaşmalara girmesi, sarı lacivertlilerin ilk yarıda maçta ipleri ele almasını sağladı. 20. Dakikada Topuz’un nefis pasında Alex’in nefis bir gol atmasına üst direk izin vermedi. 31. Dakikada ise bu sefer Topuz Alex’in pasıyla müsait pozisyonda topu kaleciye nişanladı. Fenerbahçe’nin rakibinin orta hattını bu kadar çok ver-kaç ve çalımla delebilmesi Trabzon adına teknik bir zaafın işaretiydi. “Maç ne kadar centilmence geçiyor” derken 34. Dakikada ne yazık ki Trabzon’luların çirkin hareketleriyle maç 5 dakika durdu. Sahaya atılan fanilalar, meşaleler, hatta çakılar içler acısı bir durumdu. Beklenildiği gibi bu hareketlerin faydası Trabzon’a değil, Fenerbahçe’ye oldu. Yine sarı lacivertlilerin ortadan yaptıkları bir bindirmede Caner’in nefis topuk pasıyla ceza sahasına giren Baroni jeneriklik bir aşırtmayla fileleri buldu. Aydınus’un bu golü pasif ofsayt durumundaki Sow’a rağmen böyle bir maçta verebilmesi, alkışlanacak bir cesaretti. Devrenin son saniyesinde Volkan, Giray’ın kafa şutunu çıkarırken boş yere dünya yıldızı olmadığını kanıtlıyordu.
2. Yarıya Kocaman hem sarı kartı olan, hem de kırmızı için her çabayı gösteren Caner’i haklı olarak çıkararak başladı. Stoch Emre’nin de yokluğunda işe yarar derken bitime yarım saat kala Fener’de “Maestro” Alex sakatlanınca, yerine soru işaretlerinin ana konusu Özer girdi. Bu arada meşale pet şişeler ve küfürler bu yarıda da sürüyordu. 72. Dakikada Baroni bir önemli kontratağı harcadıktan hemen sonra rahat bir durumda Yobo topu Türkiye liginin tekniği en zayıf oyuncularından Bekir’e verdi. Bekir’in pas hatasi 4 saniye sonra Burak Yılmaz golü olarak filelerle buluşurken Kocaman’ın hatalı kadro seçimi yine olağan bir sonucuna ulaşmış oluyordu. Bu dakikadan itibaren Trabzon dalga dalga gelmeye başladı. Frikikler, Burak şutları, Baroni top kaptırmaları, Volkan kurtarışları derken Trabzon fırtınası duruldu. Bunun ardından Fenerbahçe tekrar sahaya döndü. Yan direk önce 85. dakikada bir Fenerbahçe “baskınında” Özer’in, ardından 92. dakikada Bienvenu’nun kaleciyi geçen şutlarını “kurtardı”! Şans sarı lacivertlilerden yana değildi…
Fenerbahçe bu çok kritik maçı kazanamadıysa bunun gerekçelerini bu şans faktörü dışında Emre’nin oynatılmaması ve yapılan hatalı kadroda aramalı…
Buna rağmen maçın başından itibaren Fenerbahçe hiçbir anda oyunun egemenliğini Trabzonspor’a kaptırmadı. Birkaç bireysel hatadan doğan Trabzon atakları dışında, Fener defansı iyi kapandı, iyi kademeye girdi. Orta sahada Alex’in Topuz, Caner ve Baroni’yle şaşılacak derecede iyi paslaşmalara girmesi, sarı lacivertlilerin ilk yarıda maçta ipleri ele almasını sağladı. 20. Dakikada Topuz’un nefis pasında Alex’in nefis bir gol atmasına üst direk izin vermedi. 31. Dakikada ise bu sefer Topuz Alex’in pasıyla müsait pozisyonda topu kaleciye nişanladı. Fenerbahçe’nin rakibinin orta hattını bu kadar çok ver-kaç ve çalımla delebilmesi Trabzon adına teknik bir zaafın işaretiydi. “Maç ne kadar centilmence geçiyor” derken 34. Dakikada ne yazık ki Trabzon’luların çirkin hareketleriyle maç 5 dakika durdu. Sahaya atılan fanilalar, meşaleler, hatta çakılar içler acısı bir durumdu. Beklenildiği gibi bu hareketlerin faydası Trabzon’a değil, Fenerbahçe’ye oldu. Yine sarı lacivertlilerin ortadan yaptıkları bir bindirmede Caner’in nefis topuk pasıyla ceza sahasına giren Baroni jeneriklik bir aşırtmayla fileleri buldu. Aydınus’un bu golü pasif ofsayt durumundaki Sow’a rağmen böyle bir maçta verebilmesi, alkışlanacak bir cesaretti. Devrenin son saniyesinde Volkan, Giray’ın kafa şutunu çıkarırken boş yere dünya yıldızı olmadığını kanıtlıyordu.
2. Yarıya Kocaman hem sarı kartı olan, hem de kırmızı için her çabayı gösteren Caner’i haklı olarak çıkararak başladı. Stoch Emre’nin de yokluğunda işe yarar derken bitime yarım saat kala Fener’de “Maestro” Alex sakatlanınca, yerine soru işaretlerinin ana konusu Özer girdi. Bu arada meşale pet şişeler ve küfürler bu yarıda da sürüyordu. 72. Dakikada Baroni bir önemli kontratağı harcadıktan hemen sonra rahat bir durumda Yobo topu Türkiye liginin tekniği en zayıf oyuncularından Bekir’e verdi. Bekir’in pas hatasi 4 saniye sonra Burak Yılmaz golü olarak filelerle buluşurken Kocaman’ın hatalı kadro seçimi yine olağan bir sonucuna ulaşmış oluyordu. Bu dakikadan itibaren Trabzon dalga dalga gelmeye başladı. Frikikler, Burak şutları, Baroni top kaptırmaları, Volkan kurtarışları derken Trabzon fırtınası duruldu. Bunun ardından Fenerbahçe tekrar sahaya döndü. Yan direk önce 85. dakikada bir Fenerbahçe “baskınında” Özer’in, ardından 92. dakikada Bienvenu’nun kaleciyi geçen şutlarını “kurtardı”! Şans sarı lacivertlilerden yana değildi…
Fenerbahçe bu çok kritik maçı kazanamadıysa bunun gerekçelerini bu şans faktörü dışında Emre’nin oynatılmaması ve yapılan hatalı kadroda aramalı…
FENERBAHÇE DİREKLERDEN DÖNDÜ..
Maçtan önce Fenerbahçe’de orta şiddette bir deprem yaşanıyordu. Aykut Kocaman’ın Emre’yi geçen hafta yedekte tutmasının ardından bu hafta kadroya bile almaması, akıl alır bir risk değildi. Maç günü son seçimlerde Stoch yerine Caner, Serdar veya Bilica yerine de Bekir’in seçimiyle Fenerbahçe topa basma ve kontrol etme yetenekleri sınırlı bir kadroyla sahaya çıktı.
Buna rağmen maçın başından itibaren Fenerbahçe hiçbir anda oyunun egemenliğini Trabzonspor’a kaptırmadı. Birkaç bireysel hatadan doğan Trabzon atakları dışında, Fener defansı iyi kapandı, iyi kademeye girdi. Orta sahada Alex’in Topuz, Caner ve Baroni’yle şaşılacak derecede iyi paslaşmalara girmesi, sarı lacivertlilerin ilk yarıda maçta ipleri ele almasını sağladı. 20. Dakikada Topuz’un nefis pasında Alex’in nefis bir gol atmasına üst direk izin vermedi. 31. Dakikada ise bu sefer Topuz Alex’in pasıyla müsait pozisyonda topu kaleciye nişanladı. Fenerbahçe’nin rakibinin orta hattını bu kadar çok ver-kaç ve çalımla delebilmesi Trabzon adına teknik bir zaafın işaretiydi. “Maç ne kadar centilmence geçiyor” derken 34. Dakikada ne yazık ki Trabzon’luların çirkin hareketleriyle maç 5 dakika durdu. Sahaya atılan fanilalar, meşaleler, hatta çakılar içler acısı bir durumdu. Beklenildiği gibi bu hareketlerin faydası Trabzon’a değil, Fenerbahçe’ye oldu. Yine sarı lacivertlilerin ortadan yaptıkları bir bindirmede Caner’in nefis topuk pasıyla ceza sahasına giren Baroni jeneriklik bir aşırtmayla fileleri buldu. Aydınus’un bu golü pasif ofsayt durumundaki Sow’a rağmen böyle bir maçta verebilmesi, alkışlanacak bir cesaretti. Devrenin son saniyesinde Volkan, Giray’ın kafa şutunu çıkarırken boş yere dünya yıldızı olmadığını kanıtlıyordu.
2. Yarıya Kocaman hem sarı kartı olan, hem de kırmızı için her çabayı gösteren Caner’i haklı olarak çıkararak başladı. Stoch Emre’nin de yokluğunda işe yarar derken bitime yarım saat kala Fener’de “Maestro” Alex sakatlanınca, yerine soru işaretlerinin ana konusu Özer girdi. Bu arada meşale pet şişeler ve küfürler bu yarıda da sürüyordu. 72. Dakikada Baroni bir önemli kontratağı harcadıktan hemen sonra rahat bir durumda Yobo topu Türkiye liginin tekniği en zayıf oyuncularından Bekir’e verdi. Bekir’in pas hatasi 4 saniye sonra Burak Yılmaz golü olarak filelerle buluşurken Kocaman’ın hatalı kadro seçimi yine olağan bir sonucuna ulaşmış oluyordu. Bu dakikadan itibaren Trabzon dalga dalga gelmeye başladı. Frikikler, Burak şutları, Baroni top kaptırmaları, Volkan kurtarışları derken Trabzon fırtınası duruldu. Bunun ardından Fenerbahçe tekrar sahaya döndü. Yan direk önce 85. dakikada bir Fenerbahçe “baskınında” Özer’in, ardından 92. dakikada Bienvenu’nun kaleciyi geçen şutlarını “kurtardı”! Şans sarı lacivertlilerden yana değildi…
Fenerbahçe bu çok kritik maçı kazanamadıysa bunun gerekçelerini bu şans faktörü dışında Emre’nin oynatılmaması ve yapılan hatalı kadroda aramalı…
Buna rağmen maçın başından itibaren Fenerbahçe hiçbir anda oyunun egemenliğini Trabzonspor’a kaptırmadı. Birkaç bireysel hatadan doğan Trabzon atakları dışında, Fener defansı iyi kapandı, iyi kademeye girdi. Orta sahada Alex’in Topuz, Caner ve Baroni’yle şaşılacak derecede iyi paslaşmalara girmesi, sarı lacivertlilerin ilk yarıda maçta ipleri ele almasını sağladı. 20. Dakikada Topuz’un nefis pasında Alex’in nefis bir gol atmasına üst direk izin vermedi. 31. Dakikada ise bu sefer Topuz Alex’in pasıyla müsait pozisyonda topu kaleciye nişanladı. Fenerbahçe’nin rakibinin orta hattını bu kadar çok ver-kaç ve çalımla delebilmesi Trabzon adına teknik bir zaafın işaretiydi. “Maç ne kadar centilmence geçiyor” derken 34. Dakikada ne yazık ki Trabzon’luların çirkin hareketleriyle maç 5 dakika durdu. Sahaya atılan fanilalar, meşaleler, hatta çakılar içler acısı bir durumdu. Beklenildiği gibi bu hareketlerin faydası Trabzon’a değil, Fenerbahçe’ye oldu. Yine sarı lacivertlilerin ortadan yaptıkları bir bindirmede Caner’in nefis topuk pasıyla ceza sahasına giren Baroni jeneriklik bir aşırtmayla fileleri buldu. Aydınus’un bu golü pasif ofsayt durumundaki Sow’a rağmen böyle bir maçta verebilmesi, alkışlanacak bir cesaretti. Devrenin son saniyesinde Volkan, Giray’ın kafa şutunu çıkarırken boş yere dünya yıldızı olmadığını kanıtlıyordu.
2. Yarıya Kocaman hem sarı kartı olan, hem de kırmızı için her çabayı gösteren Caner’i haklı olarak çıkararak başladı. Stoch Emre’nin de yokluğunda işe yarar derken bitime yarım saat kala Fener’de “Maestro” Alex sakatlanınca, yerine soru işaretlerinin ana konusu Özer girdi. Bu arada meşale pet şişeler ve küfürler bu yarıda da sürüyordu. 72. Dakikada Baroni bir önemli kontratağı harcadıktan hemen sonra rahat bir durumda Yobo topu Türkiye liginin tekniği en zayıf oyuncularından Bekir’e verdi. Bekir’in pas hatasi 4 saniye sonra Burak Yılmaz golü olarak filelerle buluşurken Kocaman’ın hatalı kadro seçimi yine olağan bir sonucuna ulaşmış oluyordu. Bu dakikadan itibaren Trabzon dalga dalga gelmeye başladı. Frikikler, Burak şutları, Baroni top kaptırmaları, Volkan kurtarışları derken Trabzon fırtınası duruldu. Bunun ardından Fenerbahçe tekrar sahaya döndü. Yan direk önce 85. dakikada bir Fenerbahçe “baskınında” Özer’in, ardından 92. dakikada Bienvenu’nun kaleciyi geçen şutlarını “kurtardı”! Şans sarı lacivertlilerden yana değildi…
Fenerbahçe bu çok kritik maçı kazanamadıysa bunun gerekçelerini bu şans faktörü dışında Emre’nin oynatılmaması ve yapılan hatalı kadroda aramalı…
30 Mart 2012 Cuma
IAA / WORLD ART DAY PRESS RELEASE..
IAA / WORLD ART DAY PRESS RELEASE
After “Mother’s Day”, ”Father’s Day”, “Women’s Day”, “Music Day”
the world now has a “World Art Day”!
This year for the first time, the world will start celebrating with the International Associations of Art, “World Art Day” on April 15.
Last year at the World General Assembly Meeting of International Art Associations (IAA) in Mexico/Guadalajara, Turkey’s National Committee (UPSD) President Bedri Baykam had presented a proposal which suggested that Leonardo da Vinci’s birthday, April 15, be declared World Art Day (WAD).
The proposition was co-signed and presented by Rosa Maria Burillo Velasco, Mexico/ Anne Pourny, France / Liu Dawei, China (Ex-President) / Christos Symeonides, Cyprus / Anders Liden, Sweden / Kan Irie, Japan / Pavol Kral, Slovakia / Dev Chooramun, Mauritius / Hilde Rognskog, Norway. It was voted and unanimously accepted at the General Assembly.
Leonardo’s never out-of-fashion multi-faceted personality as a painter, sculptor, thinker, writer, innovator, mathematician and philosopher was a perfect choice for today’s contemporary world as well with its multi-disciplinary artistic and politico-social layers.
All the national committees of World Art Associations will be contributing to World Art Day, through festivities, exhibitions, panel discussions, posters, banners and parties, thus emphasizing the role of art in reaching peace and freedom. At this point, from Mexico to Brazil, from France to Sweden, from Slovakia to South Africa, from Cyprus to Venezuela, from Norway to Panama, from Holland to Chile, from Japan to China, all continents are getting ready to celebrate the IAA / World Art Day with different ways and means.
One more point to clear is that, April 15 is a World Art Day to celebrate for all artists and art lovers of the world, not just those that are member of IAA. The idea is to create a day that would emphasize the importance of art to everybody from all ages and races. Every gallery, museum, art center, university and artists are free to organize their own activities and join the celebration.
The President of IAA World, Mexican Rosa Maria Burillo Velasco said about the first WAD:
"Art is the most genuine expression of the human soul, shaped in images words, sounds and movements enduring reflections that describe us the story of humanity. World Art Day will permit to all the artists and art lovers of the world, to feel the power and the preciousness of art simultaneously and let all of us breathe its importance for all nations of the World."
More information on this issue can be found at www.iaaworldartday.com – www.aiap-iaa.org - www.iaa-europe.eu - www.facebook.com/worldartday.iaa
The kind contribution of all the world press is welcome and required for this good news!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
